Loader
 

HAVA TAŞIMALARINDA HES UYGULAMASI KAPSAMINDA SAĞLIK VERİLERİNİN İŞLENMESİ

HAVA TAŞIMALARINDA HES UYGULAMASI KAPSAMINDA SAĞLIK VERİLERİNİN İŞLENMESİ

Covid-19’un Dünya Sağlık Örgütü tarafından 11 Mart 2019 tarihinde Pandemi olarak ilan edilmesinin ardından ekonominin büyük bir paydaşı olan Hava taşımaları da süreçten en çok etkilenen sektörlerin başında gelmiştir. Bu çerçevede havacılık dünyasında pandemi sürecinin nasıl yönetileceği sorunsalı ortaya çıkmıştır.

Yeni normal olarak adlandırdığımız pandemi sürecinde alınacak önlemler noktasında aslında tüm seyahat edeceklerden beklenen belli davranışlar olmakla birlikte özellikle hava taşımalarının küresel boyutta olması ve mobilitenin yoğun şekilde gerçekleşmesi sebebiyle sektör paydaşlarının ve seyahat edecek yolcuların dikkat etmesi gereken hususlar çok daha elzem hale gelmektedir.

HES (Hayat Eve Sığar) kodu, yeni normal olarak adlandırdığımız süreçteki kontrollü sosyal hayat kapsamında, vatandaşların seyahatlerinde Covid-19 açısından herhangi bir risk taşıyıp taşımadığını paylaşmasına ve salgının takibine yarayan bir uygulama olarak hayatımıza girmiştir.

Uygulama kapsamında değinmemiz gereken ve yazımızın da asıl konusunu oluşturan bir diğer husus da uygulamanın bazı verilerimizi işliyor olduğu gerçeğidir. Bu bilgiden yola çıkarak uygulamanın Aydınlatma metninin irdelenmesi gerekmektedir. Kişisel verileri konuma kanunun 10. Maddesi kapsamında içeriğin hazırlandığının belirtildiği metinde veri sorumlusu T.C Sağlık Bakanlığı olup, kişisel verilerin pandemi ile mücadele süresiyle sınırlı olmak üzere işlenmekte olduğu belirtilmiştir. Kimlik, İletişim, Konum, Sağlık ve Meslek verilerini işleyen uygulama, izolasyon altında bulunulması gereken bölgenin terk edilmesi ile kimlik, iletişim ve konum verilerini İçişleri Bakanlığı ve Kolluk kuvvetleri ile paylaşmaktadır. Bu noktada dikkat çeken husus ise içinde sağlık verileri de depolayan sistemin yapılacak Covid-19 testi sonucunda elde edilen verilerin bir kurum ya da kuruluş ile paylaşılıp paylaşılmayacağına dair bir bilgi sunmuyor oluşudur.

İlk olarak, Kişisel sağlık verisinin ne olduğuna ve önemine dair bir tespit yapmamız gerekmektedir. Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) 6. Maddenin 1. Fıkrasında özel nitelikli kişisel veriler belirtilmiştir. Bunlardan özel nitelikteki sağlık verileri ilgili kişi açısından ayrıca hassasiyeti bulunan ve kanunda özel nitelikli veriler başlığı altında sayılan nitelikteki verilerdir. Özel nitelikli kişisel veriler arasında da sağlık ve cinsel hayata ilişkin verilerin daha da özel nitelikte olduğunu belirtirsek bu hakları çekirdek haklar olarak nitelendirmek hiç de yanlış olmayacaktır.

Kişisel sağlık verilerinin hassas nitelikli veriler olması sadece kategorik bir anlam taşımamaktadır. KVKK 6. Madde, bu verilerin işlenmesi bakımından özel bir düzenleme getirmiştir. Kural bu verilerin açık rıza olmaksızın işlenememesidir. Öte yandan madde metninde “sağlık ve cinsel hayata ilişkin kişisel veriler kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbi teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi, sağlık hizmetleri ile finansmanının planlanması ve yönetimi amacıyla, sır saklama yükümlülüğü altında bulunan kişiler veya yetkili kurum ve kuruluşlar tarafından ilgilinin açık rızası aranmaksızın işlenebilir” demekle bu verilerin açık rıza olmaksızın işlenebilmesi noktasında da sınırlama getirdiği görülmektedir.Uygulamanın aydınlatma metni de Kişisel Veri Toplamanın Yöntemi ve Hukuki Sebebi başlığı altında bu belirttiğimiz 6/3 maddesine atıfta bulunmaktadır.

Konunun hassasiyetine binaen Kişisel Verilerin Korunması Kurulu tarafından 09.04.2020 tarihinde yapılan kamuoyu duyurusunda da sağlık, konum ve iletişim bilgileri gibi kişisel verilerin işlendiği belirtilmek suretiyle, salgın hastalık vb. durumlarda toplum sağlığının korunması ve böylece kamu düzeni ile kamu güvenliğinin sağlanmasını teminen yetkili kurum ve kuruluşlarca mobil uygulama gibi yöntemlere başvurulması yasal olarak mümkündür denilmiştir.

Kurul, Konum verisinin ilgili kişi ile ilişkilendirilerek kullanılmasının gerekli olduğu durumlar için de istisnaların sayıldığı KVKK 28. Maddesinin 1/ç bendine atıfta bulunmuştur. Madde metninde “Kişisel verilerin millî savunmayı, millî güvenliği, kamu güvenliğini, kamu düzenini veya ekonomik güvenliği sağlamaya yönelik olarak kanunla görev ve yetki verilmiş kamu kurum ve kuruluşları tarafından yürütülen önleyici, koruyucu ve istihbari faaliyetler kapsamında işlenmesi halinde kanun hükümlerinin uygulanmayacağı” düzenlenmiştir.  

Bu anlamda kurul da salgın hastalığın, anılan maddede belirtilen kamu düzeni ve kamu güvenliği kapsamında olduğunu değerlendirerek yetkili kurum ve kuruluşlarca kamu düzeni ve güvenliğinin temini için konum verisi işlenmesinin önünde bir engel olmadığını belirtmiştir. Kurum elbette değerlendirmesini yaparken sadece konum verisinin değil sağlık verisinin de işlendiğinin bilincinde olmakla, yetkili kurum olan Sağlık Bakanlığı’nın mobil uygulama vasıtasıyla hastalık taşıyan ve taşıma riski olan kişilerin tespiti, karantina kontrolü gibi amaçlarla iletişim, sağlık ve konum gibi kritik verilerin işlemesinin yasal olarak mümkün olduğu sonucuna varmıştır.

Anılan bilgiler ve kararlar ışığında Hava taşıyıcıları açısından kod ile sorgulama yapılmasının sağlık verisine erişim anlamına gelip gelmeyeceği de akıllara gelen bir diğer sorudur.

Kod ile, hava taşıyıcısı, kişinin seyahatinin riskli olup olmadığına dair veriye erişebilmektedir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus veri sorumlusu olan Sağlık bakanlığının hava taşıyıcısına, Covid-19 ile sınırlı olarak yolcunun seyahat etmeye uygun olup olmadığının tespitini iletmesidir. Bu açıdan KVKK’na da uygun olarak amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü şekilde veri minimizasyonu ilkesine bağlı kalarak veri paylaşımı yapıldığı, hava taşıyıcısının sadece Sağlık Bakanlığı tarafından yolcunun seyahatine izin verilip verilmediği bilgisine erişebilmekte olduğu görülmektedir.

Her ne kadar kanuni sınırlar çerçevesinde veri paylaşımına izin verilse de veri sorumlusu süreç boyunca sorgulamalar kapsamında da olsa veri güvenliğinin sağlanması ve veri sızıntılarının, kötüye kullanımın engellenmesi adına gerekli idari ve teknik önlemleri almakla yükümlü kalmaya devam edecektir.

Son olarak belirtmek gerekir ki; bulaşıcı hastalıklar havacılık sektöründe “her zamankinden daha büyük etki ve belirsizlik” yaratan değişim faktörleridir. Yaşamakta olduğumuz süreç hukuki, sosyal, teknik vb. pek çok tartışmayı da beraberinde getirmiştir. Bu anlamda gerek veri güvenliğinin sağlanması gerek havacılık sektörünün ayakta tutulması gerekse kamu sağlığının tesisi bakımından dengelerin ayakta tutulması oldukça önem arz etmekte olup, gerek sektör paydaşlarına gerekse uygulayıcılara büyük görevler düşmektedir.

Yorum Yok

Bir Yorum Gönder